İnternet Bağımlısı Olmaktan Nasıl Kurtulabiliriz?

İnternet bağımlılığı sosyal ilişkilere, iş ve okul yaşamlarına zarar vererek psikolojik ve ilişkisel sorunlara neden olur. İnternet bağımlılığından kurtulma yolları arasında birkaç yararlı yöntem bulunmaktadır. İnternet bağımlılığından kurtulmaya çalışan danışanlarımızla yaptığımız çalışmalarda, internet Okumaya devam et “İnternet Bağımlısı Olmaktan Nasıl Kurtulabiliriz?”

Psikolojik Danışmanlık

Psikolojik danışmanlara modern dünyamızda gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Psikolojik danışmanlık da her geçen gün önemi daha iyi anlaşılan bir kavram. Psikolojik danışmanlık, profesyonel psikolojik yardım dır. Bu profesyonel yardım genel olarak klinik psikolog meslektaşlarımız ve bazı psikiyatrlar tarafından verilmektedir.

Psikolojik danışmanlığa başvuran danışanla öncelikle tanışma aşaması gerçekleştirilir. Ardından, danışanın psikolojik sorunları (duygusal, düşünsel, davranışsal alanlara dair rahatsızlık veren durumlar) üzerinde belli bir danışmanlık ekolünün ilke ve yöntemleri kullanılarak çalışılır. Danışmanlık birçok farklı ad alabilmektedir. Bunun nedeni, her ekolün belli bir teoriye dayalı olarak geliştirilmiş olmasıdır. Bu nedenle de, her danışmanlık ekolünün önem verdiği ve vurgu yaptığı noktalar da, terapi sürecinde kullandığı yöntemler de farklıdır. Danışmanlık ekolleri arasında bulunan ve her geçen gün daha da çeşitlenen terapi ekolleri insanların problemlerini daha iyi anlamaya ve daha sağlam, daha kalıcı çözümler bulmaya çalışırlar. Psikolojik sorunların birçoğunda etkisi bilimsel etkililik araştırmalarıyla kanıtlanmış olan Bilişsel Davranışçı yaklaşım, bu ekoller arasında yer edinmiş önemli bir bilimsel yöntemin temsilcisidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi Neden Etkili

Bilişsel davranışçı yöntemin temel aldığı Bilişsel davranışçı kurama göre, düşünceler, duygular ve davranışlar birbirleriyle sürekli ve karşılıklı etkileşim içindedirler. Belli bir durumda düşünme biçimimizin, bizim davranışımızı nasıl etkilediğini inceler. Bilişsel davranışçı psikolog, danışanıyla birlikte daha işlevsel davranışlara ve daha gerçekçi düşüncelere ulaşmak üzere hareket eder.

Bazen davranış değişiklikleri, bazen düşünce ve yorum değişiklikleri, bazen de bunların tümünde kalıcı değişiklikleri gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu yönleri göz önünde bulundurulduğunda Bilişsel Davranışçı yöntemin müdahale eden bir yaklaşım olduğu görülür. Diğer bazı terapi modellerinde görülen tümüyle müdahalesiz bir terapi değildir. Davranışlarda ve düşünce/yorum biçimlerinde değişim için müdahaleler içermesi, bir çok durumda etkili bir yöntem olmasını sağlamıştır.

Etkili bir yöntem olmasının yanında BDT çoğu modelden daha kısa sürede uygulanmaktadır. Kısa süreli bir terapi modeli olması, danışanın terapiye katılarak ulaşmak istediği hedeflere (depresyonu yenmek, panik ataklardan kurtulmak, stresten kurtulmak ve diğer durumlar) kısa sürede ulaşabilmesini sağlamaktadır. Olumlu sonuçlara kısa sürede ulaşmak, hem kişinin problemden kurtulmasında terapiye daha etkin olarak katılmasını sağlarken, diğer yandan terapi sürecinin maliyeti de düşmektedir. Bunların yanında, belki tümünden daha değerli olduğunu düşünebileceğimiz işlevsel bazı beceriler kazandırır ki bu beceriler yaşam boyu ihtiyaç duyulan önemli becerilerdir. Terapi bittikten sonra da danışanlar bunları yaşamlarında kullanmayı sürdürmektedirler.

İnsanın İhtiyaçlarına Yönelmesi

Evrensel olarak her insan yaşamsal bazı ihtiyaçlara sahiptir. Sağlıklı insan, bedensel ve psikolojik açıdan herhangi bir sıkıntısı yokken kendi yaşamını sürdürme konusunda zorlanmaz. Bedensel sağlığın ve psikolojik sağlığın (psikolojik sağlık yerine psikolojik denge ya da duygusal denge de denmektedir) yerinde olması durumunda şunlar olur:

-İnsan yaşamda karşılaştığı durumların hemen hepsinde işlevsel ve dengeli davranır,

-Gerçekçi ve dengeli düşünceler üretir ve bunlara büyük ölçüde inanma eğilimindedir,

-İşlevsel ve dengeli davranış ve düşüncelerle, işlevsel olmayan dengesiz davranış ve düşünceleri birbirinden ayırt etmekte zorlanmaz,

-İnsanlarla (ailesindeki, iş yerindeki, ortamlarda karşılaştığı kişilerle) ilişkilerinde zorlanmaz ve büyük ölçüde kendisini iyi hisseder,

-Yaşamda karşılaştığı durumların önemlileriyle önemsizlerini birbirinden kolaylıkla ayırt edebilir,

-İhtiyaçlarını ifade edebilir,

-Diğer insanların ihtiyaçları karşısında anlayışlı olabilir,

-Diğer insanlarla eşduyum (empati) yapabilir, onların hissettikleri acıları ve sıkıntıları hissedebilir.

Burada ele almadığımız başka işlevleri de yerine getirir ve bunlarda genel anlamda herhangi bir zorlanma hissetmez.

Beden Sağlığının İnsanın İşlevselliğiyle İlişkisi

Bedensel sağlığın yerinde olmadığı durumlarda kişi belirgin biçimde üretkenliğini ve yaratıcılığını kaybederek, tedaviye ihtiyaç duyar. Bedensel sağlık tekrar yerine gelmeden görev ve sorumluluklarını yerine getiremediği gibi, kendisini iyi de hissetmez. Bedensel sağlık, kişinin yaşamdaki işlevselliğine doğrudan etki eder.

Psikolojik sağlığın yerinde olmadığı durumlarda ise kişi olumsuz duyguları (öfke, kızgınlık, üzüntü, kaygı, korku, şüphe, kıskanma gibi) sık ve şiddetli olarak hisseder. Bu olumsuz duygulara bazen rahatsızlık veren bedensel hisler de eşlik eder. Bedende hissedilen fiziksel hisler bazen öyle şiddetlenir ki, kişi bunlarla başedemeyeceğine inanır ve pes eder. Bu olumsuz durumları döngü halinde yaşayan kişiler bu kısır döngünün bir etkisi olarak, geri çekilir ve işler konusunda, insanlarla ilişkiler konusunda, insanlara güven konusunda zorlanmalar yaşar. Terapi bunların tümüyle ilgilenir. İlgilenirken en önemliler, daha az önemliler ve önemsizleri belli bir sıralamaya koyarak (danışanla birlikte oluşturulan sıralamalardan söz ediyoruz) çalışmalara başlanır.

Bilişsel davranışçı terapinin güçlü yönlerinden bir tanesi, danışanın yaşam alanlarında zorlandığı durumlarla ilgili zorlanılan durumların tümünü daha küçük parçalara ayırıp bunların tümünü iyi analiz ederek ve danışanı küçük adımlar atması konusunda teşvik ederek ilerler. Geriye dönüşler olduğunda bunları da ele alarak çalışır. Tavsiye Yazı: Psikoterapi Nedir

Zorlama Yoktur

Müdahaleci olmasına karşın işgalci ya da dayatmacı bir yaklaşım değildir. Danışanın hızına göre ilerleyeni onun hızından daha hızlı ya da daha yavaş gitmek yerine terapinin ilerleme hızını her danışanın özel durumuna bakarak belirleyen bir terapi modelidir. Danışanı tümüyle serbest bırakan veya danışanın yaşamını işgal ederek zarar veren bir yaklaşımda bulunmayı reddeden bir yaklaşıma sahiptir. Bu yönüyle ele alındığında, danışanların yaşamlarında tekrar kurulmaya çalışılan “denge”nin bilişsel davranışçı terapistin danışanla ilgili müdahaleleri konusunda da önemli olduğu görülür.

Bugüne, Şimdi ve Burada Olana Odaklanmak

Bilişsel davranışçı terapi bugüne, şimdi ve burada olup biten durumlara odaklıdır. Çocukluk dönemine özel olarak odaklanarak bugünü kaçırmaz. Çocukluk dönemi olumsuz yaşantıları ile ilgili olarak belli çalışmaları olsa da bilişsel davranışçı terapinin gündemini “bugün” oluşturur. Bugünün sorunlarının merkeze alınması ve bugünün sorunlarının danışanın yaşamında kısıtlamaya neden olanlarının öncelik sırasına göre çalışılması önemlidir. Yaşamdaki kısıtlamaların önemli olanları ortadan kaldırıldıkça, küçük adımlar atılarak bunlardan adım adım kurtulmaya başlayan danışanın kendisini daha iyi hissettiğine şahit oluruz. Küçük adımlar atılarak uzun mesafelerin gidilmesi hem kişinin özgüvenini artırır, hem de daha iyi hissetmesini sağlar. Bir yandan da, daha iyiye ve daha ileriye gitme konusundaki motivasyonunu belirgin biçimde arttırır.

Yaşamda zorluklar yaşayan, sıkıntıları sebebiyle yaşamı ve hareket alanı belirgin biçimde daralmış olan insanların yaşam ve hareket alanlarını genişlettiklerini onlara bizzat kanıt olarak sunabilen bir yaklaşım ve terapi modeli olan Bilişsel Davranışçı Terapi, bunu kişiye özel olarak oluşturduğu ve sürekli danışanla birlikte güncellenen formülasyonları sayesinde yapar. Hedeflerin, amaçların belirlenmesinden, bu hedeflere adım adım ve birer birer ulaşılmasına dek her aşaması kişiye özel olarak yapılandırılır. Bilişsel Davranışçı Terapi modeli, belirlenen hedeflere ulaşılmasını amaçlar ve bu yönde yapılandırılmış birçok tekniğe sahiptir. Bu teknikler yeri geldikçe kullanılarak danışanın hedeflerine en hızlı biçimde ulaşması sağlanmaya çalışılırken, bu hiçbir zaman bir zorlama ya da danışanın gerçekleştirmek zorunda bırakıldığı bir tarzda yapılmaz.

Terapistler İçin Kolay Olan Danışanlara Zor Gelebilir

Zorlama ve danışanın gerçekleştirmek zorunda bırakıldığı bir tarz yararlı olmamaktadır. Bunun yerine, danışanın kendi potansiyeliyle elinden geleni yapmasına izin verildiği bir tarz daha etkili ve yararlı olmaktadır. Hedeflenen ilerlemeden daha azını gerçekleştirdiğinde dahi olumlu geribildirim verilerek motivasyonunun sürekli canlı tutulduğu, en küçük ilerlemelerin dahi mutlaka ödüllendirilmeyi hak ettiği bir tarz benimsenir. Danışanların aşması beklenen zorluklar terapistlere “kolay” görünse de, zorlanan kişiler danışanlardır ve bazı engelleri aşarken ciddi biçimde zorlanırlar. Böyle durumlar onların zor zamanlarıdır ve bu zor zamanlarda Bilişsel Davranışçı Terapi modelini benimseyen terapist danışanının yanında olduğunu, zorlanmasına rağmen mücadelesine değer verdiğini, çabalarının her birinin ayrı ayrı değerli olduğunu danışanına hatırlatır.

Başarının Sırrı: Asla Pes Etmemek

Zorlandığı durumlarda danışanın aklından geçen “Ben zaten hayatta hiçbir şeyi başaramayan biriyim. Terapideki hedefime de ulaşamadım ve yine başarısız oldum” düşüncesine meydan okumak gerekir. Bu olumsuz ve gerçekdışı düşünceye “Terapideki hedefime ulaşmak için çalışıyorum ve çaba gösteriyorum. Bu sefer hedefime ulaşamadım ama mücadeleye ve çalışmaya devam edersem hedefime ulaşabilirim” gibi gerçekçi bir düşünceyle meydan okuması için onu teşvik eder. Bilişsel Davranışçı yaklaşımın bu yolu, yaşamda insanların hedeflerine ulaşmalarına yardım eden, insanların iyi hissetmesini sağlayan, dengeli ve gerçekçi düşüncelerden ve ihtiyaçlara ulaşmalarını sağlayan işlevsel davranışlardan geçmektedir.


Tavsiye Yazı ve Bağlantılar:

Beylikdüzü Psikolog